Köln'de Volkan Konak dinlemenin hüznü ve hazzı

Köln'e gidelim mi? Gidelim peki, ama önce kısa bir memleket turu yapalım ki, sonrasına dair fikrimiz olsun.

Dünya sanat tarihi 7 sanatı "sanat" olarak kabul eder, malum. Resim-heykel, müzik, tiyatro, dans , edebiyat, yapı(mimari), sinema...Ve tutucu sanat çevreleri aslında sadece iki "sanat"tan söz edilebileceğini, bunların da Resim-Heykel ve Müzik olduğunu iddia ederler.

Bitesi bir tartışma değildir, ancak Michelangelo, Rodin , Van Gogh, W. A. Mozart, Chopen Stradivari, Beethoven gibi gerçek anlamda "dahilerin" bu iki sanat dalındna çıktıklarını bilmek, bizi de biraz tutuculuğa sürüklemiyor değil. Benim bu iki alanın yanına koymakta en rahat olduğum üçüncü dal ise edebiyat, girmeyelim şimdi..

Bu giriş neden biliyor musunuz? Şundan;

Sanat fakiri ülkemizin "gerçek sanat" olarak kabul edilen iki alanından biri olan Resim-Heykel'de faaliyet gösteren, çıtalarını uluslararası standartlara yükselten ve başarıya imza koyan sanatçılarının neredeyse yarıya yakını Trabzon doğumlu ya da Trabzon orjinlidir. Bu tespit, diğer bölgeleri aşağılamak ya da bir mikro milliyetçilik batağına saplanmak için değil, bir farkın herkesle paylaşılması için dile getirildi. Türkiye Futbol liglerinde yer alan profesyonel futbolcuların neredeyse 3 te 1 rinin Trabzonlu olmasından bin kere daha önemli olan bu istatistiki bilgi, aslında Trabzonspor'un neden tek "sıradışı" takım olduğunun da belgesidir.

Bu faslı burada noktalayıp Almanya'nın Köln şehrine uzanalım.

Türk Kızılayı'nın, özellikle Avrupa'da yaşayan müslüman Türklere yönelik "Vekaletle Kurban Kesim Kampanyası" kapsamında kısa bir Almanya seyahati yaptım. Kızılay'ın amacının, burada yaşayan "halis" müslümanların kurban bahanesiyle suistimal edilmelerine engel olacak bir projeyi hayata geçirmek olduğunu, Kızılay projesinin yavaş yavaş herkesçe uygulamaya konduğunu da ekleyelim de tam olsun. Aklın yolu Kızılay zira...

Neyse;

İşimiz gereği bulunduğumuz Köln şehrinde Volkan Konak'ın konseri olduğunu öğrendim. Her yer afişlerle doluydu ve dikkatle incelediğimde afişlerden hiç birinde " Volkan Konak Karayemiş'i yemiş yemiş doymamış" zavallılığına ya da "Trabzon'dan 1 milyon mu istiyorsun" gibi orta-alt zeka ürünü bir afişe rastlamadım. Anlaşılan Almanların ya da Almanya'da yaşayan Türklerin, Trabzon'daki bir grup zavallı gibi küçük hesapları yoktu ve Almanya'da "zaman" başka bir boyutta yaşanıyordu.

Maritim oteldeydi konser. Maritim Otel de, efsane Dum Kilisesinin hemen arkasında. Otel dediysek, konser salonunun harika bir mimariye sahip olduğunu, akustiğin muhteşem, sahnenin enfes olduğunu da ekleyelim, yoksa mimarına ve emek veren işçilerine haksızlık olur.

Tıka basa doldu salon, 2000 den biraz fazla izleyici gelip doldurdu Volkan Konak gecesini. Bu ülkeye yakın zamana kadar "gerçek sanatçılar" yetiştiren bir bölgenin ve şehrin belki de "son mohikanı" olarak sahneye çıktı Konak, salon alkışlarla inlerken ben de Trabzonspor'u idare eden vizyonun sığlığını hatırladım birden, küçüldü dünyam, öfkem büyürken...

Köln şehrini "sallayan" Volkan Konak, kendi şehrinde, tribünlerdeki kiralıklar marifetiyle, gizli gündem sahiplerince küçük düşürülmeye çalışılmıştı. Gizli gündem sahiplerinin kimler olduğunun bugün zerrece önemi yoktur, önemli olan bu kişilerin Volkan Konak'ın Trabzon için neleri ifade ettiğini kavrayacak bir iklimden uzak kalmalarındaki acınası durumdur. Volkan Konak Karayemiş Tesisleri'ndeki tüm hisselerini kulübe bağışladı ve tesisleri terketti, sanatına ve sevenlerine daha çok sahip çıktı. Trabzonspor Tesislerini şehrin ismine layık bir işletme mantığıyla ayakta tutmaya çalışan ve bana göre kendine ve müziğine büyük haksızlık eden Konak, şu anda Türkiye'nin ve Avrupa'nın en çok aranan ve en çok konser veren sanatçısı olduysa, bunun başlıca kaynağı elbette kendisini besleyen şehri, ama biraz da O'nu Karayemiş tesisleirnden "bezdiren" gizli gündem sahipleridir. Konak, kim olduğu hala muamma olan bu kişilere teşekkür borçludur.

Volkan Konak'ı uzun yıllardır tanırım, Trabzon şehri O'na asla yeterli desteği vermemiştir, geldiği noktaya tırnaklarıyla kazıya kazıya ve sanatını bir Yağcıbedir Halısı özeniyle koza gibi işleyerek bugüne taşımıştır. Düşündüğünü mertçe, dans etmeden söyleşinin temel nedeni, kimseye diyet borcu olmayışı ve ruhunun efendiliğini kimseye kaptırmayışında gizlidir.

Kendi ruhuna efendilik edenlerin efendisi olmaz, uğrunda bir ömür tüketilen idealleri olur.

Almanya'nın tarihi bir şehrinde, tarihi bir konser salonunda ve tarihi bir kalabalık karşısında Volkan Konak'ı izlemek, şehrini karşılıksız seven herkes gibi, benim de gururumu okşadı elbet, ama bir yandan da; dar sokaklarında sıra sıra dizili malta taşlarının duvar dibindeki son halkasına kadar damarlarımda hissettiğim şehrimin "duruşunu" düşününce, gururum hüzne bulanmadı değil...Ey gidi Trabzon'um, kimlere bıraktık seni biz...

Ankara'da deniz yok biliyorum, limanlaşma çabaları da vekil uykularının tebessümü olarak kalsın, ama sevgi Ankara'ya da Deniz'i  getirir, tek,  duyulsun duyulmayacak uzaklıktaki kalp atışları ve  hiç bitmesin ruhlardaki  ayinin avuç içlerine sinen unutulmaz kokusu...

Yazının Müzikleri:
Edith Piaf: Je ne regrette rien
David Bowie: Wild İs The Wind
İsmail Türüt: Akşam Oldi Yanayi da Ordu'nun Işıkları

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !